Ain't talkin, just walkin

“You moaned louder than on the phone

Yes...You won't look at me?”

Three Colors, White, Krzysztof Kieślowski




Ne hayalim ne gücüm kaldı. Tükendim ve madeni para kokuyorum.



Ya da bugün kötümser tarafımdan kalktım. Diyorum, göründüklerinin aksine bir iki numara büyük olanlar varmış ayağıma. Tabanıma tabanıma vuranlar. Bob Dylan diyordu bildiğim son albümünde “tabanımda diş ağrısı” diye. Şimdi ağrısız, sızısız, hissiz olmak daha bir acaip. Ağrılarını özlüyor insan işte bazen.



Bir türlü tam batıl
ılaşamadık gitti, anasını satayım.

7 comments:

Ömer said...

- Who was buried yesterday
at 11:30?
- Him.
- So who's alive?
- No one.

togliatti said...

Filmi 3 kez daha izledim gecen ay boyunca.

Halbuki ben o uclemede "Mavi"yi gorurdum favorim olarak, demekki Mavi'den "Beyaz"a bir renk kaymasi yasamaktayim. Yeniden Mavi'ye donsek iyi olcak :) Kirmizi da kabulumdur.

Eleştirel Günlük said...

Bence uc rengi ayird etmeden sevmeli. Ben oyle sevdim. Ucu bir butunun parcasi zaten.

Ayrinti bir not: Biliyorsun degil mi Kieslovsky'nin Fransa'ya bir muteessirlik hediyesi bu ucleme. Uc renk Fransiz bayragini temsil ediyor.

togliatti said...

tabii ki biliyorum, sorulur mu benim gibi sinefile bu soru yaw :)

aslinda ben renklerle filmleri sey ettiriyodum = gosterttiriyodum.

zeynep said...

Priesner'in payı da büyüktü ama...

togliatti said...

zeynep, tabii o vatandasin yaptigi muzikler olmasa, kieslowski filmleri de tam olmazdi sanki. filmlerdeki Van den Budenmayer isimli hayali besteciyi de unutmuyoruz elbet.

Eleştirel Günlük said...

:-)

Hani olur da bi acigini - bilmedigini- bulurum diye ugrasiyorum...

:-)