rakçılar ve filozoflar uzaylı değiller

erhan joe'dan aldım haberi: ee kaan abi de evlenmiş sonunda seçkin piriler adlı bir manken ablamızla. abinin gözaltı morlukları, belirgin torbacıkları, seçkin ablanın pek rüküş gelinliği, ağzım açık baktım fotoğrafa önce, ama sonra çok da garipsemedim.

yahu davul dengi mengine göre filan çalmıyor. dengimiz yok ki. biz bu hayatta dengimizi aramıyoruz. neşeliysek, neşeli ilgimizi çekiyor olmuyor her zaman. türkçe konuşuyorsak illa bir türkçe konuşan aramıyoruz. neyi garipsiyoruz.

rakçı abimizin "haberin yok ölüyorum" dediği hatunun seçkin abla olabileceğini sanmam. olsa olsa, "anlamadın ama o beni anladı" dediği harika şarkısındaki "o" kişi zamirinin imlediği, cümledeki ikinci kişi karakteri olabilir ancak. birinci karakter "iyidir, hoştur ve yokuştur; harbiden baya boştur" filan ama "anlayamaz".

bu ikinci kişi efendim, belki birincisi gibi "yarı-entel" ayaklarında değildir, belki komplike hayatı daha da komplike hale getirmez, belki kafasında arada şimşek gibi çakan üç beş alıntıya dayamaz hayatını, belki... ama anlayabilir. sizin gözlerinizdeki morlukları bir de knock-out olmakla arttırmak gibi bir niyetiniz varsa, kaan abiyi, ve hatta zizek'i eş seçimlerinden dolayı garipseyebilirsiniz ve hatta ayıplayabilirsiniz belki. saygılar...

ama bizim morluğumuz da, garipliğimiz de bize yeter ve artardır usta... ve kaan abiye de mutluluklar ömür boyu...

7 comments:

seyyarat said...

Bugün herkes bunu konuşuyordu ve inanamıyordu kimse. Demek ki ile başlayan cümleler kuruluyordu. Ben başkaları için çok kurmuşum sanırım vaktiyle de böyle baktım. Öyle televizyon gördüklerim, şarkısını dinlediklerim, kitabını okuduklarım için değil de duyduğum, gördüğüm, dokunduğum insanlar için çok dedim. Hiç bir şey demedim o sebeple. Hele "demek ki" hiç demedim.

Unknown said...

"mutluluklar ömür boyu" senden olunca ben dusunuyorum. Omurboyu mutlulugu sen beddua diye de kullanabilirsin...

hibon said...

meraklanıp Zizek'in karısına bakayım dedim. google "Zizek w" yazınca hemen ikinci öneri olarak wife'a tamamlıyor zaten. kendimi halkın desteğini arkama almışım gibi güvende hissettim. sonra karşıma "love is evil" başlıklı bir videosu çıktı, ordan vejetaryenler üzerine söyledikleri, sonra tuvaletler ve ideoloji falan derken konu dağıldı gitti. gene de ‘The one measure of true love is: you can insult the other’ demiş bir adamın seçimi olarak uygundur zannımca.

aglea said...

evet, kaan mutlu olsun. zizek'i çok kıskanmıştım yalnız ben:))

erhanjoe said...

"yari-entel" hatun gibi cekilmezi, hayati zindan edeni yok Tolga usta, haklisin. sagdan soldan koparilan aforizmalar, is yapar bilir ayaklar, ben de varim tavirlari... hepsi bir kucuk perihan magden, maden. insanin en uca savrulasi, kadini yeri mutfaktir diyesi geliyor. eh ne de olsa az da olsa -olsa olsa- hepimiz biraz muhafazakariz. kaan ve zizek; dogrusunuz abilerim.

erhanjoe said...

ha bir de ben pozitivist degilimmmmm!! anladin sen onu :)

Tolga said...

seyyarat,
tecrübe konuşuyor yine (:

EG,

abi o kadar "cynical" mıyım, yahu? nasıl bir imaj vermişim bunca zaman :) hepimizin bahtiyar olması dileğimdir. "bir tek dileğim var, mutlu ol yeter" diye söylerken ibo, bolca eşlik ettiğim vardır hem.

hibon,

zizek'in aşk ölçüsü tanımına katılmamak ne mümkün... kendisinin aynı zamanda, Taraf'ın "Sizi ne heyecanlandırır?" anket sorusuna karşı “Benden daha zeki ve güzel bir kadınla felsefe tartışmak” demişliği vardır ki, Serok Apo bunu mutluluğun tarifiyle ilişkilendirip, katkısını sunmuştur :p ikisine de gönülden katılmamak elimde değil. aslında bu iki söylenilen şeyin birbiriyle pek çelişmediğini de görelim derim.

aglea,

canavarlar hep kıskanılıyor, evet.

erhanjoe,

kaan da zizek de haklıdır. sen de ben de haklıyız kazanacağızdır bro, allah'ın izniyle.. pozitivist değilsin, ben kızdırmak için şey ettiriyodum ama. ehehe. bu meseleyi yine de bir bira eşliğinde görüşmemiz lazım ama bro.